
Sa’d b. Ebi Vakkâs (r.a.) kimdir?
Milâdî 593 de doğmuştur. (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 712; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe, II, 453; İbn Abdiberr, el-İstiâb, II, 173, 174.) Efendimiz’e (s.a.v.) nübüvvet geldiğinde, kendisi on
Sahabeler, Peygamber Efendimiz’in (asm) etrafında toplanan iman erbabı, Allah yolunda bütün varlıklarını feda eden kutlu nesildir. Onların hayatları, imanın, sabrın ve fedakârlığın en parlak misalleridir. Dünya nimetlerinden vazgeçip, sadece Allah’ın rızasını gözeterek yürüdükleri yolda; her sözleri ve halleriyle İslâm’ın nurunu yaydılar. Sahabe hayatları, bize iman-ı tahkikînin, ihlâsın ve teslimiyetin ne demek olduğunu öğretir. Onların fedakârlıkları, dünyevi gözle değil, ebedî hayatı gören kalplerle ölçülür. Bugün bizlere düşen, onların izinden yürüyüp, bu güzel örnekliği yaşatmaktır.

Milâdî 593 de doğmuştur. (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 712; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe, II, 453; İbn Abdiberr, el-İstiâb, II, 173, 174.) Efendimiz’e (s.a.v.) nübüvvet geldiğinde, kendisi on

SA’D B. EBİ VAKKAS’IN (r.a.) MÜSLÜMAN OLMADAN ÖNCE GÖRDÜĞÜ RÜYA Sa’d b. Ebî Vakkâs(r.a.), çocukluk yıllarından itibaren hem ailesi hem de Mekke halkı tarafından sevilen

İtaat ve İhsan Nedir? Sa’d B. Ebi Vakkas’ın (r.a.) Annesi İle İmtihanı Ailem Namaz Kılmama, Tesettüre Girmeme, İslam’a Karşı Çıkıyor. Onlara Karşı Nasıl Bir Tavır

İslâm’ın İlk Kanı Ve Deve Kemiği İslam’ın İlk Şehidi Nübüvvetin ilk yıllarında Efendimiz(s.a.v.) Kâbe’de ibadet ederken bir arbede yaşanır. Arbedenin sonunda gözü dönmüş müşrikler, Hatice(r.a.)

Allah Resûlü’nün(s.a.v.) peygamberliği zamanında Müslümanlar Mekke’de on üç, Medine’de ise on yıl geçirmişlerdir. Mekke’nin on üç yılı içerisinde nübüvvetin yedi ve onuncu yılları arasına denk

Efendimiz(s.a.v.), Yesrib’e hicret edince burada yerleşik Yahudiler ile Evs ve Hazrec içerisinde bulunan münafıklardan çok büyük sıkıntılar görmüştü. Daha İslâm’ın temelleri sağlam bir şekilde atılmamış

ÇİFT CİNSİYETE SAHİP BİR İNSAN ERKEK MİDİR KADIN MIDIR? Efendimiz(s.a.v.) bir hadis-i şerifinde: “Ben ilmin şehriyim, Ali ise o ilmin kapısıdır.” (el- Câmi’us-Sağir 1/415, Savâiku’l-Muhrika

Sıffîn Savaşı sonrası Hz. Ali’nin(r.a.) meşhur zırhı kaybolur ve Hz. Ali(r.a.) Kûfe’de dolaşırken bir Yahûdinin tezgâhında zırhını görür. Hz. Ali(r.a.) zırhın kendisine ait olduğunu söylese de Yahûdi

Efendimiz (s.a.v.) ‘Yetişemedik Ellerimizden Kayıp Gitti’ Hadisini Kimin İçin Söylemiştir? Enes bin Mâlik(r.a.) rivayet ediyor: “Komşumuz olan Yahudi bir genç vardı. Bir süredir hastaydı. Hastalığının

Müslümanın Borcu Olur mu? – Efendimiz(s.a.v.) Borcu Olan Müslümanın Cenaze Namazını Kıldırmamış mıdır? Müslümanın Ticaret

Allah’ın(c.c.) Bu Güzellikleri Göstermeye İhtiyacı mı Vardı? Göstermese Olmaz mıydı? “Allah’ın(c.c.) güzelliğini göstermesi ihtiyaç değil,

Allah(c.c.) Kâinatı Yarattı, Güzelliklerini Gösterdi, Sonra Bırakıp Gitti mi? Bizlerin televizyon izleyebilmesi için televizyonun çalışıyor

Ben Ruhlar Aleminde Verdiğim Sözü Hatırlamıyorum, Gerçekten Böyle Bir Söz Verdik mi? Bizlere deniliyor ki

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın, nübüvveti 23, toplam hayatı 63 yıllık kısa bir zaman dilimine sığar. Ancak, bütün kâinatın varlık sebebi düşünüldüğünde, dönen yıldızların bile O’nun (s.a.v.) sebebiyle döndüğü bu hayatın hakikati, anlatımlara sığmayacak kadar geniştir.

Cahiliye toplumunun en karanlık yönlerinden biri, kadına verilen değerin yokluğu idi. Kadın, miras hakkına sahip değildi, bir mal gibi alınıp satılırdı. Kadın bir şahsiyet değil, erkeğin malı olarak görülürdü. Evlenme ve boşanma hakkı yalnızca erkeklere aitti; kadının rızası çoğu kez dikkate alınmazdı. Bir erkek, eşi öldüğünde onu miras gibi oğluna bırakabilir veya başkasına devredebilirdi. Kız çocuklarını diri diri gömmek, özellikle yoksul veya utanç korkusuyla yaşayan kabileler arasında yaygındı. Bu uygulama, toplumun merhametsizliğini ve kadına bakışındaki çarpıklığı en açık biçimde gösteriyordu.

Birçok Müslüman, imanî bir heyecanla, “Keşke Asr-ı Saadet’te yaşasaydım” der. O günlerin sahihliğini ve berraklığını, iman edenlerin Resûlullah (s.a.v.)’ı gözleriyle gördükleri o kutlu günleri hayal ederler. Ancak bu hayalin bir ucunda da şu muhasebe sorusu durur: “O gün orada olsaydım, gerçekten imanımın hakkını verebilir miydim?” Sorunun cevabı, zamanda değil, hâlde saklıdır. Çünkü şu soru daha gerçekçidir: “Bugün ne yapıyorsam, o gün de onu yapardım.”

Cahiliye kelimesi, günlük dilde genellikle “bilgisizlik” veya “okuma-yazma bilmemek” anlamında kullanılır. Ancak bu kelimenin kökü olan cehl, sadece bilgi eksikliğini değil, aynı zamanda kalbin hakikate kapanmasını, insanın ilahi rehberden kopuşunu da ifade eder.

İçindekiler Zübeyr b. Avvam (r.a.) Kimdir? Zübeyr b. Avvam (r.a.) Nasıl İman Etmiştir? İslam İçin

İçindekiler Talha b. Ubeydullah (r.a.) Kimdir? Talha b. Ubeydullah (r.a.) Nasıl İman Etti? Talha b.

İçindekiler Said b. Zeyd (r.a.) Kimdir? Saîd bin Zeyd (r.a.) Nasıl İman Etti? Bedir Savaşı

İçindekiler Sa’d bin Ebi Vakkâs (r.a.) Kimdir? Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.) Nasıl İman Etmiştir?

Yatsı Namazı Tesbihatı Yatsı namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra, “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte

Yatsı Namazı Tesbihatı Arapça Okunuşu اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ

Yatsı Namazı Tesbihatı Türkçe Anlamı Yatsı namazının farzının selamını verdikten sonra: 1- Allah’ım! Sen Selâm’sın;

Akşam Namazı Tesbihatı Akşam namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra, “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte