İmza Günleri

İmza Günleri, kitap severler için anlamlı ve derinlikli bir buluşma ortamı sunuyor. Bu etkinlikler, yalnızca kitap imzalatmakla sınırlı kalmayıp, Mehmet Yıldız’ın eserlerinin arka planına dair önemli bilgiler sunduğu, okuyucularıyla birebir etkileşim kurduğu özel organizasyonlardır.

SON EKLENENLER

Mehmet Yıldız Kitapları
İmza Günleri

Modern Zamanların Ruhuna Seslenen Bir Kalem: Mehmet Yıldız Kitapları

Hayatın yoğun temposu, dijital dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü ve gelecek kaygılarının getirdiği yük… Modern insan, bu karmaşanın ortasında çoğu zaman anlam ve huzur arayışına girer. İşte bu noktada Mehmet Yıldız kitapları okurlarına bir mola alanı sunan, onlara yol arkadaşlığı eden bir rehber niteliği taşıyor. Ağdalı bir dil veya ulaşılmaz felsefi argümanlar yerine, okuruyla doğrudan sohbet eden samimi üslubu, onun kitaplarını geniş kitleler için vazgeçilmez kılıyor.

Bursa Kitap Fuarı
İmza Günleri

Bursa Kitap Fuarı

Bursa’da Gönüllere Dokunan Bir Gün: Mehmet Yıldız ile İmza Günü Buluşması 12 Nisan 2025 Cumartesi günü Bursa Kitap Fuarı bambaşka bir atmosfer yaşandı. Hayalhanem ekibinden Mehmet Yıldız’ın

İmza Günleri

Almanya Augsburg Kitap Fuarı

Bebeğimi Kaybettim Söylediğiniz Zikir İle Ayaktayım – Almanya Augsburg Kitap Fuarı Augsburg Kitap Fuarı’nda “Hayalhanem” Yorumları “Sohbetleriniz yaralı yüreklerimize ilaç gibi geliyor.” “Sizin sayenizde psikolojik

Niğde Kitap Fuarı
İmza Günleri

Niğde Kitap Fuarı

13 Yaşında Yeğenim Mezar Taşına Şu Sözünüzü Yazdırdı! – Niğde Kitap Fuarı Niğde Kitap Fuarı’nda “Hayalhanem” Yorumları “Şu sözünüzü mezar taşına yazdırdı, ‘Ağlamak yok güzel

Kocaeli Kitap Fuarı
İmza Günleri

Kocaeli Kitap Fuarı

“Ağır Psikiyatri İlaçları Kullanıyordum” – Kocaeli Kitap Fuarı Kocaeli Kitap Fuarı’nda “Hayalhanem” Yorumları “Bana 5 yıl önce kadar hidayet mezarın içinde nasip oldu.” “Ben hastalandım,

İstanbul Üsküdar Kitap Fuarı
İmza Günleri

İstanbul Üsküdar Kitap Fuarı

Annem Babam Öldü,Sizi Dinlerken Ağlamaktan Gözlerim Şişti-İstanbul Üsküdar Kitap Fuarı İstanbul Üsküdar Kitap Fuarı’nda “Hayalhanem” Yorumları “Sizin vesilenizle tesettüre girdim. Zina’nın bataklığından çıkıp geldim. Hayatım

Gaziantep Kitap Fuarı
İmza Günleri

Gaziantep Kitap Fuarı

“Yaşayan Bir Ölüydüm Berbat Haldeydim Allah’ı Hissettirdiniz” – Gaziantep Kitap Fuarı Gaziantep Kitap Fuarı’nda “Hayalhanem” Yorumları “Ben sizin ‘Ya Baki Entel Baki’nizle yuvamı kurtardım hocam.

Antalya Kitap Fuarı
İmza Günleri

Antalya Kitap Fuarı

Antalya Kitap Fuarında Hristiyan Bir Takipçimiz İman Etti Antalya Kitap Fuarı’nda “Hayalhanem” Yorumları “Hristiyanım ve sizlerle birlikte şehadet getirmek istiyorum. Eşhedü en lâ ilâhe illallah

Duisburg Kitap Fuarı
İmza Günleri

Almanya Duisburg Kitap Fuarı

Alman Eşim Sizin Vesilenizle Müslüman Oldu – Duisburg Kitap Fuarı Almanya Kitap Fuarında “Hayalhanem” Yorumları “Hollandalı eşim sizin vesilenizle müslüman oldu.” “Alman eşim sizin videolarınız

İMAN ESASLARI

HZ. MUHAMMED (SAV)

Cahiliye dönemi toplumu

Cahiliye Dönemi Toplumu ve İslam’ın Getirdikleri

Cahiliye toplumunun en karanlık yönlerinden biri, kadına verilen değerin yokluğu idi. Kadın, miras hakkına sahip değildi, bir mal gibi alınıp satılırdı. Kadın bir şahsiyet değil, erkeğin malı olarak görülürdü. Evlenme ve boşanma hakkı yalnızca erkeklere aitti; kadının rızası çoğu kez dikkate alınmazdı. Bir erkek, eşi öldüğünde onu miras gibi oğluna bırakabilir veya başkasına devredebilirdi. Kız çocuklarını diri diri gömmek, özellikle yoksul veya utanç korkusuyla yaşayan kabileler arasında yaygındı. Bu uygulama, toplumun merhametsizliğini ve kadına bakışındaki çarpıklığı en açık biçimde gösteriyordu.

Ayrıca kadın, dini hayatın da dışında tutulur, ibadetlerde ve toplumsal kararlarda yer alamazdı. Cahiliye Arapları, kadınların uğursuzluk getirdiğine inanır, bazı kabileler kız çocuklarının doğumunda yas tutardı. Kadınlara mirastan pay verilmez, evliliklerde mehir yerine başlık parası ödenirdi. Kadın, alınıp satılan bir eşya gibi muamele görürdü.

Kur’an-ı Kerim bu vahşeti şöyle tasvir eder:

“Onlardan birine bir kız müjdelendiğinde, öfkelenerek yüzü mosmor kesilir. (Aklınca) verilen müjdenin kötülüğünden dolayı halktan gizlenir. Böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! Görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar!” (Nahl Suresi, 58–59)

Ve kıyamet günü o masum çocuklara şu soru sorulacaktır:

“Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda…” (Tekvîr Suresi, 8–9)

İslam geldiğinde bu vahşet sona erdi. Resûlullah (s.a.v.), kadını toplumun onurlu bir bireyi olarak konumlandırdı. O, kız çocuklarını “rahmet vesilesi” olarak tanıttı:

“Kim üç kız çocuğunu yetiştirir, güzel terbiye eder, evlendirir ve onlara iyilikte bulunursa, Cennet ona vacip olur.” (Ebu Davud, Edeb, 120)

Üstad Bediüzzaman Said Nursî bu dönüşümü şöyle yorumlar: “Asr-ı saadetten evvelki zamanlarda kalb katılığı ve merhametsizlik öyle bir hadde baliğ olmuştu ki, kocaya vermekten âr ederek kızlarını diri diri gömerlerdi. Asr-ı saadette İslâmiyet’in doğurduğu merhamet, şefkat, insaniyet sayesinde, evvelce kızlarını gömerken müteessir olmayanlar, İslâmiyet dairesine girdikten sonra karıncaya bile ayak basmaz olmuşlardı.” (İşârâtü’l-İ’câz)

Bugün de kürtaj, cinsiyet ayrımcılığı, aile içi şiddet, kadını bir meta gibi görmek ve onu yalnızca dış görünüşüyle değerlendirmek gibi anlayışlar, o karanlık zihniyetin modern yansımalarıdır. Günümüzün cahiliyeti, özgürlük söylemi altında kadını başka bir esarete sürüklemekte; onu tüketim kültürünün bir süsü, reklam dünyasının bir aracı hâline getirmektedir. Oysa İslam, kadını iffet ve haysiyetin, rahmet ve hikmetin simgesi olarak yüceltmiştir.

Mekke

Asr-ı Saadet ve Mekke’de İnanç Düzeni

Birçok Müslüman, imanî bir heyecanla, “Keşke Asr-ı Saadet’te yaşasaydım” der. O günlerin sahihliğini ve berraklığını, iman edenlerin Resûlullah (s.a.v.)’ı gözleriyle gördükleri o kutlu günleri hayal ederler. Ancak bu hayalin bir ucunda da şu muhasebe sorusu durur: “O gün orada olsaydım, gerçekten imanımın hakkını verebilir miydim?” Sorunun cevabı, zamanda değil, hâlde saklıdır. Çünkü şu soru daha gerçekçidir: “Bugün ne yapıyorsam, o gün de onu yapardım.” 

Asr-ı Saadet, sadece bir tarih dönemi değil, bir ruh hâlidir. O dönemde iman edenler, Efendimiz (s.a.v.)’in yanında olmanın şerefine erdiler; ama imanın hakikatini yaşayanlar, sadece onu görmekle değil, kalplerinde O’nun davetini canlı tutmakla yüceldiler. Onlar, vahyin sıcak nefesini hissediyor, Kur’an-ı Kerim’in emirlerini hemen hayatlarına taşıyorlardı. Fakat asıl fazilet, o nuru sadece görmekte değil, kalpte yaşatmakta gizlidir.

Hz. Miktad bin Amr (r.a.)’a genç sahabeler, “Ne mutlu size! Resûlullah’ı (s.a.v.) gördünüz, O’nunla beraber yaşadınız” dediklerinde, Miktad (r.a.) şu derin cevabı verir:

“Siz öyle demeyin. Biz nice kimseleri gördük ki, Efendimiz’in (s.a.v.) yanında yaşadılar ama iman etmediler. Siz bugün iman üzeresiniz, sevinin.” (İbn Kesir, El-Bidâye ve’n-Nihâye, c.5)

Bu cevap, imanın zamanla değil, hâlle ilgili olduğunu anlatır. Asr-ı Saadet’i değerli kılan şey, dönemin şartları değil, o dönemin insanlarının samimiyetidir. Bugün de aynı iman samimiyetiyle yaşayan bir kalp, kendi çağında bir Asr-ı Saadet havası estirebilir.

Resûlullah’ın (s.a.v.) çağında olsaydık bile, kalplerimizde yalan, riyakârlık, tembellik ve korkaklık varsa, O’nun yanında görünsek de Bedir’de değil, münafıkların safında olurduk. Ancak bir insan dürüstlüğü, sabrı, takvayı ve merhametiyle yaşarsa, kendi zamanında Resûlullah’ın yolunda yürüyenlerden olur. Bu, Asr-ı Saadet’in sadece geçmişte kalmadığını, her kalpte yeniden doğabileceğini gösterir; dolayısıyla Asr-ı Saadet özlemi, geçmişe değil, bugüne yöneltilmiş bir çağrıdır: O’nun gibi yaşamak. 

Günümüzde O’nun (s.a.v.) merhametini, adaletini, sabrını, tevazusunu hayatımıza taşıdığımız oranda, biz de kendi çevremizde küçük bir Asr-ı Saadet inşa etmiş oluruz.

Mekke

Cahiliye Dönemi ve Gerçekleri

Cahiliye kelimesi, günlük dilde genellikle “bilgisizlik” veya “okuma-yazma bilmemek” anlamında kullanılır. Ancak bu kelimenin kökü olan cehl, sadece bilgi eksikliğini değil, aynı zamanda kalbin hakikate kapanmasını, insanın ilahi rehberden kopuşunu da ifade eder.

Uhud Savaşı

Uhud Savaşı

Uhud Savaşı Müslümanlar Uhud’da Neden Galibiyet Elde Edemediler? Ebu Cehil, Ümeyye b. Halef gibiler Bedir’de

SAHABE HAYATLARI

Zübeyr bin Avvam (r.a.)

Zübeyr bin Avvâm (R.a)

İçindekiler Zübeyr b. Avvam (r.a.) Kimdir?  Zübeyr b. Avvam (r.a.) Nasıl İman Etmiştir?  İslam İçin

Said bin Zeyd

Said bin Zeyd (r.a)

İçindekiler Said b. Zeyd (r.a.) Kimdir? Saîd bin Zeyd (r.a.) Nasıl İman Etti? Bedir Savaşı

NAMAZ TESBİHATLARI

yatsı namazı tesbihatı

Yatsı Namazı Tesbihatı

Yatsı Namazı Tesbihatı Yatsı namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra,  “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte

Yatsı Namazı Tesbihatı Arapça Okunuş

Yatsı Namazı Tesbihatı Arapça Okunuş

Yatsı Namazı Tesbihatı Arapça Okunuşu اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ

Akşam namazı tesbihatı

Akşam Namazı Tesbihatı

Akşam Namazı Tesbihatı Akşam namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra,  “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte