
Hz Osman
İçindekiler Hz. Osman (r.a.) Kimdir? Hz. Osman’ın (r.a.) İman Edişi Hz. Osman’ın (r.a.) Evliliği ve Hicreti Hz. Osman’ın (r.a.) İffeti Hz. Osman (r.a.) Bedir Harbine
Hz. Osman Makaleleri fedakarlık, cömertlik ve liderlik dolu hayatını okuyun; İslam tarihinde önemli bir yere sahip bu değerli sahabenin izinden gidin

İçindekiler Hz. Osman (r.a.) Kimdir? Hz. Osman’ın (r.a.) İman Edişi Hz. Osman’ın (r.a.) Evliliği ve Hicreti Hz. Osman’ın (r.a.) İffeti Hz. Osman (r.a.) Bedir Harbine

HZ. OSMAN’IN LAKABI NEDİR? HZ. OSMAN’IN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? Doğumu Milâdî 577, ölümü Milâdî 656’dır. Kendisi Fil Vakası’ndan altı yıl sonra Taif’te doğmuştur. Efendimiz’den(s.a.v.) beş-altı yaş küçüktür. Adı

İMAN ETTİKTEN SONRA HZ. OSMAN’A YAPILAN İŞKENCELER Bir gün Hz. Osman(r.a.) ticarî bir amaç için Şam’da bulunurken bir rüya görür. Döndüğü zaman rüyayı teyzesi Kurayza’ya anlatır ve

Hz. Osman(r.a.) otuz altı-otuz yedi yaşlarına kadar hiç evlenmemiştir. O günlerde de Allah Resûlü’nün(s.a.v.) iki kızı olan Hz. Rukiyye(r.a.) ve Hz. Ümmü Gülsüm(r.a.) Ebû Leheb’in iki oğlu olan Utbe ve Uteybe ile sözlenmişlerdir.

Allah Resûlü’nün(s.a.v.) “İkinci Yusuf” diye övgüde bulunduğu Hz. Osman(r.a.) muazzam bir güzelliğe sahiptir. Güzelliğinin yanında bir de bolca varlığı, gücü ve imkânı vardır. Fakat böylesine

HZ. OSMAN ALLAH RESULÜ’NÜN EVİNE KAÇ KEZ DAMAT OLMUŞTUR? HZ. OSMAN ZİNNUREYN LAKABINI NE ZAMAN ALMIŞTIR? Efendimiz’in(s.a.v.) yirmi beş yıllık peygamberlik döneminin on üç yılı

Hudeybiye Antlaşması Neden Yapıldı? Hudeybiye Antlaşması Maddeleri Nelerdir? Rıdvan Biatı Nedir? Nasıl Olmuştur? Rıdvan Biatı Ne Zaman Nerede Yapılmıştır? Hudeybiye antlaşması Hicretin altıncı yılında Efendimiz’in(s.a.v.)

RUME KUYUSUNU VAKFEDEN SAHABE KİMDİR? RUME KUYUSU NEREDEDİR? HZ. OSMAN’IN AKILALMAZ TİCARETİ Hz. Osman’ın(r.a.) adı geçince ilk zikredilecek meselelerden birisi şüphesiz ki Rume Kuyusu’dur. Rume Kuyusu Medine’de Mescidi Nebevi’ye

MEDİNE’DE KITLIK-HİCRÎ 12 SAHABELER HZ. OSMAN’I NEDEN HALİFE EBÛ BEKİR’E ŞİKAYET ETMİŞTİR? Hicretin on ikinci yılı, Hz. Ebû Bekir’in(r.a.) halifelik dönemidir. O dönem Müslümanlar on

Müslümanın Borcu Olur mu? – Efendimiz(s.a.v.) Borcu Olan Müslümanın Cenaze Namazını Kıldırmamış mıdır? Müslümanın Ticaret

Allah’ın(c.c.) Bu Güzellikleri Göstermeye İhtiyacı mı Vardı? Göstermese Olmaz mıydı? “Allah’ın(c.c.) güzelliğini göstermesi ihtiyaç değil,

Allah(c.c.) Kâinatı Yarattı, Güzelliklerini Gösterdi, Sonra Bırakıp Gitti mi? Bizlerin televizyon izleyebilmesi için televizyonun çalışıyor

Ben Ruhlar Aleminde Verdiğim Sözü Hatırlamıyorum, Gerçekten Böyle Bir Söz Verdik mi? Bizlere deniliyor ki

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın, nübüvveti 23, toplam hayatı 63 yıllık kısa bir zaman dilimine sığar. Ancak, bütün kâinatın varlık sebebi düşünüldüğünde, dönen yıldızların bile O’nun (s.a.v.) sebebiyle döndüğü bu hayatın hakikati, anlatımlara sığmayacak kadar geniştir.

Cahiliye toplumunun en karanlık yönlerinden biri, kadına verilen değerin yokluğu idi. Kadın, miras hakkına sahip değildi, bir mal gibi alınıp satılırdı. Kadın bir şahsiyet değil, erkeğin malı olarak görülürdü. Evlenme ve boşanma hakkı yalnızca erkeklere aitti; kadının rızası çoğu kez dikkate alınmazdı. Bir erkek, eşi öldüğünde onu miras gibi oğluna bırakabilir veya başkasına devredebilirdi. Kız çocuklarını diri diri gömmek, özellikle yoksul veya utanç korkusuyla yaşayan kabileler arasında yaygındı. Bu uygulama, toplumun merhametsizliğini ve kadına bakışındaki çarpıklığı en açık biçimde gösteriyordu.

Birçok Müslüman, imanî bir heyecanla, “Keşke Asr-ı Saadet’te yaşasaydım” der. O günlerin sahihliğini ve berraklığını, iman edenlerin Resûlullah (s.a.v.)’ı gözleriyle gördükleri o kutlu günleri hayal ederler. Ancak bu hayalin bir ucunda da şu muhasebe sorusu durur: “O gün orada olsaydım, gerçekten imanımın hakkını verebilir miydim?” Sorunun cevabı, zamanda değil, hâlde saklıdır. Çünkü şu soru daha gerçekçidir: “Bugün ne yapıyorsam, o gün de onu yapardım.”

Cahiliye kelimesi, günlük dilde genellikle “bilgisizlik” veya “okuma-yazma bilmemek” anlamında kullanılır. Ancak bu kelimenin kökü olan cehl, sadece bilgi eksikliğini değil, aynı zamanda kalbin hakikate kapanmasını, insanın ilahi rehberden kopuşunu da ifade eder.

İçindekiler Zübeyr b. Avvam (r.a.) Kimdir? Zübeyr b. Avvam (r.a.) Nasıl İman Etmiştir? İslam İçin

İçindekiler Talha b. Ubeydullah (r.a.) Kimdir? Talha b. Ubeydullah (r.a.) Nasıl İman Etti? Talha b.

İçindekiler Said b. Zeyd (r.a.) Kimdir? Saîd bin Zeyd (r.a.) Nasıl İman Etti? Bedir Savaşı

İçindekiler Sa’d bin Ebi Vakkâs (r.a.) Kimdir? Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.) Nasıl İman Etmiştir?

Yatsı Namazı Tesbihatı Yatsı namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra, “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte

Yatsı Namazı Tesbihatı Arapça Okunuşu اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ

Yatsı Namazı Tesbihatı Türkçe Anlamı Yatsı namazının farzının selamını verdikten sonra: 1- Allah’ım! Sen Selâm’sın;

Akşam Namazı Tesbihatı Akşam namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra, “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte