Peygamber Efendimiz’in(s.a.v) Evlilikleri

Peygamber Efendimiz’in(s.a.v) Evlilikleri

Peygamber Efendimiz'in(s.a.v) Evlilikleri

Kur’an-ı Kerim, Efendimiz’in (s.a.v.) eşlerini müminlerin anneleri olarak tanımlar: 

Peygamber müminlere kendilerinden daha yakındır; onun eşleri de onların anneleridir.” (Ahzâb Suresi, 6).

Efendimiz’e (s.a.v.) inanmak ve hayatına dair en küçük bir şüpheyi dahi kalpte barındırmak, insanı iman dairesinden uzaklaştırabilir. Bu nedenle müminlerin anneleriyle ilgili asılsız söylemlere karşı doğru bilgileri öğrenmek çok önemlidir.

Peygamber Efendimiz'in(s.a.v) Evlilikleri ve İslam’da Çok Evliliğin Hikmeti

İslam’da Çok Evlilik Meselesi ve Hikmeti

Efendimiz’in (s.a.v.) evlilikleri, bazı kimselerin iddia ettiği gibi şahsî arzu veya şehvetle değil; tebliğ, merhamet, toplumsal ıslah ve ilmin yayılması gibi derin hikmetlere dayanıyordu.

İslam öncesi Cahiliye toplumunda çok evlilikte hiçbir üst sınır ve adalet şartı bulunmuyordu; erkekler diledikleri kadar kadınla evlenebiliyor ve kadınların haklarını çoğunlukla gasp ediyorlardı. 

İslamiyet, Nisa Suresi 3. ayetiyle bu uygulamaya bir sınır getirerek, evliliği en fazla dört kadınla sınırlandırmış, bunu da ‘mutlak bir adalet’ şartına bağlamıştır. Bu düzenleme, kadın haklarını koruyan devrimsel bir kısıtlamadır.”

Çok evlilik, İslâm’da bir ruhsattır; bir teşvik değildir. Çok evlilik yapmanın en temel şartı adaleti sağlamaktır. Bu ise son derece ağır bir sorumluluktur. Nitekim sahabenin büyük çoğunluğu, adaleti tam olarak sağlayamama endişesiyle tek eşliliği tercih etmiştir.

Daha sonraki dönemlerde de bu anlayış sürmüş, toplumlarda tek eşlilik yaygın biçimde benimsenmiştir. Yapılan istatistikler de bu durumu açıkça ortaya koymuştur.

Tarihsel Verilerle Evliliklerdeki Hikmet

İncelenen Topluluk

İncelenen Erkek Sayısı

Tek Eşli Olanlar

Oran

Sahabe Dönemi

673

542

%80,5

Osmanlı Dönemi (Bursa 1670–1698)

717

658

%91,8

 

Bu veriler, İslam’da çok evlilik meselesinin genellikle bir istisna olduğunu, esasen Peygamberimizin (s.a.v.) aile hayatında adalet ve hikmet esasına dayandığını göstermektedir.

İçindekiler

Peygamber Efendimizin (s.a.v) Çok Evlilik Yapması Gerekli Miydi?

Bu soruyu cevaplarken, Efendimiz’in (s.a.v.) geldiği dönemin şartlarını, toplumun ihtiyaçlarını ve o dönemin sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerekir. Cahiliye devrinde kadının değeri yok sayılmış, toplumun temeli olan aile yapısı sarsılmıştı. Oysa geleceğin şekillenmesi, annelerin eğitilmesine ve aile düzeninin yeniden kurulmasına bağlıydı.

Bu sebeple Efendimiz (s.a.v.)’in çok evlilikleri, dünyevi sebeplerden ziyade ilahi bir hikmet taşımaktadır. Her bir evliliği, hem ümmete rehberlik edecek anneler yetiştirmek hem de farklı kabilelerle gönül bağı kurarak İslam toplumunun birliğini pekiştirmek amacını taşımıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatının büyük bir kısmını evinde geçirirdi. Evde yaşanan ibadetler, özel hâller ve hükümler, ümmetin bilmesi gereken ama bir erkeğin gözlemleyemeyeceği mahrem konulardı. İşte bu bilgileri doğru ve hikmetli bir şekilde ümmete aktarma görevi, O’nun mübarek hanımlarına, yani “Müminlerin annelerine” verilmiştir.

İbn Abbas (r.a.) gibi büyük sahabeler bile, aklına takılan yerleri Hz. Ayşe’ye (r.a.) sormuş, birçok hadise düzeltme yapan da o olmuştur. O mübarek annelerimizin sürekli kâtiplik etmesi sayesinde, biz şimdi Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın hayatının birçok detayını öğrenebiliyoruz.

Bu ilim ve hikmet ortamının temelinde ise, Efendimiz’in (s.a.v.) aile hayatındaki örnek adaleti ve eğitici yönü yer almaktaydı. Efendimiz (s.a.v.), aynı anda nikâhı altında bulunan dokuz hanımını büyük bir adaletle idare eder; her gün birinin yanında kalır, sıra dokuz günde bir gelirdi. Bu haneler, sıradan evler değil, vahyin rehberliğinde şekillenen birer eğitim ve irfan merkeziydi.

Peygamber Efendimiz'in(s.a.v) Evlilikleri ve İslam’da Çok Evliliğin Hikmeti

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Evlilikleri ve Hikmetleri

Efendimiz (s.a.v.) hayatı boyunca toplam 14 evlilik yapmış, bunlardan biri (Esma binti Numan) zifaftan önce sona ermiştir. İki evliliği bekâr hanımlarla (Hz. Ayşe ve Hz. Mariye), kalan 12 evliliği ise dul hanımlarla yapılmıştır. Bu durum, dul kadınların islam toplumunda himaye edildiğini açıkça  göstermektedir.

Evliliklerinin 7 tanesi Kureyş kabilesinden, diğer 7 tanesi ise farklı Arap kabilelerindendir. Bu kabile çeşitliliği, İslam’ın mesajını evlilikler üzerinden bütün kabilelere ulaştırma amacı taşımaktaydı.

Müminlerin Anneleri: Evliliklerdeki Hikmet ve Fazilet

  1. Hz. Hatice binti Hüveylid (r.a.): Efendimiz (s.a.v.), 25 yaşındayken 40 yaşındaki Hz. Hatice (r.a.) ile evlenmiş ve onun vefatına kadar, yaklaşık 25 yıl boyunca sadece onunla evli kalmıştır. Mekke’nin en iffetli ve zengin hanımıydı. Vahyin ilk geldiği anlarda Efendimiz’e (s.a.v.) destek ve güven vermiş, servetini islam davasına adamıştır. Hz. Cebrail (a.s.), ona Rabbinden selam söylemiş ve cennette inciden bir köşk ile müjdelendiğini bildirmiştir. O’nun vefat ettiği yıla “Hüzün Yılı” denilmektedir.
  1. Hz. Sevde binti Zem’a (r.a.): Hz. Hatice’den sonra Efendimiz’in (s.a.v.) 53 yaşında evlendiği ilk hanımdır. Hz. Sevde annemiz  50 yaşından fazla, 6 çocuk sahibi dul bir hanımdı. Efendimiz (s.a.v.), Hz. Sevde’yi (r.a) eşinin vefatından sonra mağduriyetten kurtarmak ve himaye etmek amacıyla nikâhına almıştır.
  2. Hz. Âişe binti Ebu Bekir (r.a.): Hz. Ebubekir’in (r.a) kızıdır. Genç yaşına rağmen derin bir zekâya, güçlü bir hafızaya ve üstün idrak kabiliyetine sahipti. Efendimiz (s.a.v.) onu “Hümeyrâ” (al yanaklım) diye severdi. Hz. Âişe (r.a) ümmetin en büyük muallimelerindendir; 2200’ü aşkın hadis rivayet etmiştir. Vahyin gölgesinde büyümüş bir muallimeydi.
  3. Hz. Ümmü Habibe (Remle binti Ebi Süfyan) (r.a.): Ebu Süfyan’ın kızıdır. Habeşistan hicretinde kocası irtidat edip ölünce kimsesiz kalan Ümmü Habibe’yi (r.a.), Efendimiz (s.a.v.) himaye maksadıyla nikâhına almıştır. Mekke Fethi sırasında babası Ebu Süfyan’ın, Efendimiz’in (s.a.v.) minderine oturmasına izin vermemiş, “Minderi kirleteceksin” diyerek yüksek bir sadakat örneği göstermiştir.
  4. Hz. Ümmü Seleme (r.a.): Mahzumoğullarından bilge ve kamile bir hanımdır. Hadis ilmindeki inceliklere vakıftı. Hudeybiye Antlaşması’nda Efendimiz’e (s.a.v.) verdiği stratejik tavsiye ile tanınır.
  5. Hz. Hafsa binti Ömer (r.a.): Hz. Ömer’in (r.a.) kızıdır. Heybetli ve güzel bir annemiz olarak tarif edilir. Kocası Bedir’de şehit olunca, Hz. Ömer’in (r.a.) özel bir durumu olduğu için Efendimiz (s.a.v.) onunla evlenmiştir. Kur’an’ın ilk mushafı onun evinde korunmuştur.
  6. Hz. Zeynep binti Cahş (r.a.): Efendimiz’in (s.a.v.) halasının kızıydı. Evlatlık edinilen kişilerle ilgili cahiliye inançlarını yıkmak amacıyla, Allah’ın (c.c.) emriyle (Ahzâb Suresi, 37) Efendimiz (s.a.v.) onunla evlenmiştir. 
  7. Hz. Cüveyriye binti Haris (r.a.): Benî Mustalik kabilesindendi. Esir olarak alındığında, onunla evlenilmesi sayesinde kabilesinden yüzlerce esir serbest bırakılmıştır.
  8. Esma binti Numan (r.a): Kinde oğullarındandır. 
  9. Zeynep binti Hüzeyme (r.a): Amr bin Sasa kabilesindendir. 
  10. Meymune binti Haris (r.a): Amr bin Sasa kabilesindendir. Zeynep binti Hüzeyme (r.a) annemiz vefat edince kabilesi ile bağın kopmaması için Efendimiz (s.a.v) Meymune (r.a) annemiz ile evlenmiştir.
  11. Hz. Mariye binti Şemun (r.a.): Mısır hükümdarı Mukavkıs tarafından hediye olarak gönderilen Mısırlı bir hanımefendiydi. İslam’ı kabul etti ve Efendimiz’in (s.a.v.) son erkek çocuğu olan İbrahim’in annesidir.
  12. Safiye binti Hüyey (r.a): Nadir oğullarındandır. Yahudi asıllıdır.
  13. Reyhane binti Zeyd (r.a): Nadir oğullarındandır. 

Efendimiz’in (s.a.v.) Mübarek Evlatları

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın toplam yedi çocuğu olmuştur. Altısı Hz. Hatice’den (r.a.), biri ise Hz. Mariye (r.a.)annemizdendir.

Kızlarından Hz. Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma (r.a.) İslam tarihinde özel bir yere sahiptir.

Hz. Fâtıma (r.a.), soyun devam ettiği “Fatımatü’z-Zehrâ”dır; Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in annesidir.

Erkek Evlatları:

  1. Kâsım (r.a.): Efendimiz’in (s.a.v.) ilk evladı olup, çocuk yaşta vefat etmiştir. Efendimiz (s.a.v.) bu sebeple “Ebu’l-Kasım” (Kâsım’ın babası) künyesini almıştır.
  2. Abdullah (r.a.): Tayyib ve Tahir lakaplarıyla da bilinir; o da küçük yaşta vefat etmiştir.
  3. İbrahim (r.a.): Hz. Mariye annemizden hicretin 8. yılında dünyaya gelmiş, yaklaşık bir buçuk yaşındayken vefat etmiştir. Efendimiz (s.a.v.) onun vefatında gözyaşı dökmüş ve hüzünlenmiştir. Daha önce Mekke döneminde Efendimiz’in (s.a.v) diğer erkek evlatları Kasım ve Abdullah küçük yaşta vefat ettiğinde, Mekke’nin azılı müşriklerinden Âs bin Vâil, haşa O’na (s.a.v.) “Ebter” (soyu kesik) diyerek hakaret etmeye çalışmış; Yüce Allah (c.c.) ise buna Kevser Suresi’ni indirerek “Asıl soyu kesik olan sana buğzedendir” buyurarak Efendimiz’i (sa.v) teselli etmiştir. 

Kız Evlatları:

  1. 1. Zeynep (r.a.): Efendimiz’in (s.a.v.) en büyük kızıdır.
  2. Rukiyye (r.a.) ve Ümmü Gülsüm (r.a.): Her ikisi de Hz. Osman (r.a.) ile evlenmiştir. Bu nedenle Hz. Osman’a (r.a.) “Zinnûreyn” (iki nur sahibi) denmiştir.
  3. Fâtıma (r.a.): Efendimiz’in (s.a.v.) soyunu devam ettiren tek evlattır. Hz. Ali (r.a.) ile evlenmiş, bu evlilikten Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.) dünyaya gelmiştir. Efendimiz (s.a.v.), onların “cennet gençlerinin efendisi” olduğunu müjdelemiştir. O, iffeti, sabrı ve merhametiyle ümmetin kadınlarına örnek olmuş, “Fatımatü’z-Zehrâ” (nur gibi parlayan kadın) ünvanıyla anılmıştır.

Peygamberimizin Soyunu Bilmek Neden Önemlidir?

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek nesli, Hz. İbrahim’in (a.s.) duasıyla başlayan, ilâhî rahmetin, tevhit inancının ve yüce ahlâkın en parlak tezahürlerinden biridir. Bu kutlu silsile, Allah’ın (c.c.) insanlık tarihindeki rahmet zincirinin en berrak halkasını temsil eder. Onları tanımak, sadece tarihî bir bilgi edinmek değil; imanı derinleştiren bir şuur kazanmak demektir.

Bu meseleleri bilmek, basit bir kültürel ilgi değil, dini bir zaruret, yani mümin için elzem bir vazifedir. Zira bir insanın imanı, Resûlullah’ı (s.a.v.) ve onun nuranî mirasını tanımadan tam kemale eremez. Günümüzde, Efendimiz’in (s.a.v.) hayatı, ailesi ve soyu hakkında türlü şüphelerin ve yanlış bilgilerin yayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu sebeple, onun pak soyunu tanımak, hem inancımızı korumak hem de kalplerimizi ilâhî nurla diri tutmak için büyük bir gerekliliktir.

O mübarek silsileye bağlanmak, sadece bir tarihî aidiyet değil, imanî bir sadakat, adalet ve ahlâkla yaşamanın şuurlu bir ifadesidir. Çünkü Resûlullah’ın (s.a.v.) soyuna hürmet etmek, aslında onun getirdiği ilahî nurun hatırına Allah’a bağlılığı tazelemek demektir.

Hz. Muhammed'in (asm) Hayatı - Mübarek Soyu - Bölüm 3

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir