
Hz. Ebû Bekir (r.a.) kaç hadis rivayet etmiştir?
Medine döneminin altıncı yılı yani Hayber’in Fethi sırasında iman eden ebû Hüreyre’nin(r.a.) rivayet ettiği hadis sayısı 5374 iken Efendimiz(s.a.v.) ile gençliklerinden beri devam eden bir dostluğa
Hz. Ebû Bekir – İslam’a olan bağlılığı, sadakati ve hizmet dolu örnek hayatını okuyun; iman yolundaki mücadelesinden ilham alın

Medine döneminin altıncı yılı yani Hayber’in Fethi sırasında iman eden ebû Hüreyre’nin(r.a.) rivayet ettiği hadis sayısı 5374 iken Efendimiz(s.a.v.) ile gençliklerinden beri devam eden bir dostluğa

SADIK DOST HZ. EBÛ BEKİR (r.a.) Bizlere: “Efendimiz’in(s.a.v.) en yakın dostu kimdir?” diye sorsalar kuşkusuz hepimiz Hz. Ebû Bekir(r.a.) deriz, ikinci bir isim söylemeyiz. Lakin

Hilfü’l-Fudûl Maddeleri Nelerdir? Hilfü’l-Fudûl, Nübüvvetten Sonra Neden Devam Etmemiştir? Bütün cahil toplumlar gibi İslâm öncesi Arap toplumu da güç sahibi zorbaların hâkim olduğu, zulüm ve

HZ. EBÛ BEKİR (r.a.) İLE EFENDİMİZ’İN (s.a.v.) DOSTLUĞU NASILDIR? Hz. Ebû Bekir(r.a.) ile Efendimiz’in(s.a.v.) nübüvvet öncesi yirmi yıl süren dostluklarında, Hz. Ebû Bekir(r.a.) zengin bir

RUM SURESİ VE MUCİZESİ Nübüvvetin beşinci yılında komşu ve rakip iki devlet birbirleriyle kanlı bir çatışmaya girmişlerdi. İran devleti tahtında II. Hüsrev, Rum İmparatorluğu tahtında

HZ. EBÛ BEKİR (r.a.) SIDDIK LAKABINI NE ZAMAN ALMIŞTIR? EFENDİMİZ (s.a.v.), HZ. EBÛ BEKİR’E (r.a.) NEDEN ‘SEN EBÛ BEKİR-İ SIDDIKSIN’ DEMİŞTİR? HZ. EBÛ BEKİR’İN (r.a.)

Efendimiz (s.a.v.) Medine’ye Hicret Ederken Yanında Kim Vardı? Efendimiz (s.a.v.) Medine’ye Ne Zaman Hicret Etti? Efendimiz (s.a.v.) Hicrete Giderken Yatağına Kimi Yatırdı? Efendimiz (s.a.v.) Hicret Yolculuğunda Kendilerine

EFENDİMİZ (s.a.v.) TEBÜK SEFERİNDE NEDEN AÇIKTAN İNFAK İSTEMİŞTİR? EFENDİMİZ (s.a.v.) TEBÜK SEFERİNDE NEDEN MÜNAFIKLARDAN İNFAK İSTEMİŞTİR? HZ. ÖMER(r.a.) İLE HZ. EBÛ BEKİR’İN (r.a.) HAYIRDA YARIŞMASI Hicretin dokuzuncu

Efendimiz’in (s.a.v.) Vefatından Sonra Sahabeler Nasıl Davranmışlardır? Efendimiz’in (s.a.v.) Vefatından Sonra Ümmeti Kim Toparlamıştır? Allah Resulü’nün (s.a.v.) Kardeşlerim Dediği Kişiler Kimlerdir? Efendimiz (s.a.v.) Ne Zaman

Müslümanın Borcu Olur mu? – Efendimiz(s.a.v.) Borcu Olan Müslümanın Cenaze Namazını Kıldırmamış mıdır? Müslümanın Ticaret

Allah’ın(c.c.) Bu Güzellikleri Göstermeye İhtiyacı mı Vardı? Göstermese Olmaz mıydı? “Allah’ın(c.c.) güzelliğini göstermesi ihtiyaç değil,

Allah(c.c.) Kâinatı Yarattı, Güzelliklerini Gösterdi, Sonra Bırakıp Gitti mi? Bizlerin televizyon izleyebilmesi için televizyonun çalışıyor

Ben Ruhlar Aleminde Verdiğim Sözü Hatırlamıyorum, Gerçekten Böyle Bir Söz Verdik mi? Bizlere deniliyor ki

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın, nübüvveti 23, toplam hayatı 63 yıllık kısa bir zaman dilimine sığar. Ancak, bütün kâinatın varlık sebebi düşünüldüğünde, dönen yıldızların bile O’nun (s.a.v.) sebebiyle döndüğü bu hayatın hakikati, anlatımlara sığmayacak kadar geniştir.

Cahiliye toplumunun en karanlık yönlerinden biri, kadına verilen değerin yokluğu idi. Kadın, miras hakkına sahip değildi, bir mal gibi alınıp satılırdı. Kadın bir şahsiyet değil, erkeğin malı olarak görülürdü. Evlenme ve boşanma hakkı yalnızca erkeklere aitti; kadının rızası çoğu kez dikkate alınmazdı. Bir erkek, eşi öldüğünde onu miras gibi oğluna bırakabilir veya başkasına devredebilirdi. Kız çocuklarını diri diri gömmek, özellikle yoksul veya utanç korkusuyla yaşayan kabileler arasında yaygındı. Bu uygulama, toplumun merhametsizliğini ve kadına bakışındaki çarpıklığı en açık biçimde gösteriyordu.

Birçok Müslüman, imanî bir heyecanla, “Keşke Asr-ı Saadet’te yaşasaydım” der. O günlerin sahihliğini ve berraklığını, iman edenlerin Resûlullah (s.a.v.)’ı gözleriyle gördükleri o kutlu günleri hayal ederler. Ancak bu hayalin bir ucunda da şu muhasebe sorusu durur: “O gün orada olsaydım, gerçekten imanımın hakkını verebilir miydim?” Sorunun cevabı, zamanda değil, hâlde saklıdır. Çünkü şu soru daha gerçekçidir: “Bugün ne yapıyorsam, o gün de onu yapardım.”

Cahiliye kelimesi, günlük dilde genellikle “bilgisizlik” veya “okuma-yazma bilmemek” anlamında kullanılır. Ancak bu kelimenin kökü olan cehl, sadece bilgi eksikliğini değil, aynı zamanda kalbin hakikate kapanmasını, insanın ilahi rehberden kopuşunu da ifade eder.

İçindekiler Zübeyr b. Avvam (r.a.) Kimdir? Zübeyr b. Avvam (r.a.) Nasıl İman Etmiştir? İslam İçin

İçindekiler Talha b. Ubeydullah (r.a.) Kimdir? Talha b. Ubeydullah (r.a.) Nasıl İman Etti? Talha b.

İçindekiler Said b. Zeyd (r.a.) Kimdir? Saîd bin Zeyd (r.a.) Nasıl İman Etti? Bedir Savaşı

İçindekiler Sa’d bin Ebi Vakkâs (r.a.) Kimdir? Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.) Nasıl İman Etmiştir?

Yatsı Namazı Tesbihatı Yatsı namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra, “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte

Yatsı Namazı Tesbihatı Arapça Okunuşu اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ

Yatsı Namazı Tesbihatı Türkçe Anlamı Yatsı namazının farzının selamını verdikten sonra: 1- Allah’ım! Sen Selâm’sın;

Akşam Namazı Tesbihatı Akşam namazının farzı kılınıp selâm verildikten sonra, “Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte