
Şemail-i Şerif ve Hilye: Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Eşsiz Cemali ve Manevi Şahsiyeti
Tarih boyunca hayatının her karesi en ince detayına kadar kayıt altına alınan, insanlık tarihinin en çok bilinen şahsiyeti şüphesiz Peygamber Efendimiz’dir (s.a.v.). Saçındaki beyaz telden yemeğe nasıl başladığına, su içme adabından yürüyüşüne, gömleğini ilikleme şeklinden insanlara hitabına kadar her hali bizlere ulaşmıştır. Ancak bu muazzam bilgi okyanusu içerisinde, müminlerin kalbini her daim titreten bir merak konusu vardır: Acaba O’nun (s.a.v.) mübarek siması nasıldı? Gözleri, saçları, endamı ve o nurani yüzü bize ne anlatıyordu?
İşte İslam literatüründe, Resûlullah’ın (s.a.v.) dış görünüşünü ve fiziksel özelliklerini anlatan ilme “Hilye-i Şerif” veya “Şemail-i Şerif” denilmektedir. Ecdadımız Osmanlı, bu betimlemeleri sadece bir bilgi olarak görmemiş, “Hilye” levhalarını evlerinin en güzel köşelerine asarak bir bereket vesilesi kılmış ve rabıta-i mevt ile O’nu (s.a.v.) hayalen temaşa etmenin yollarını aramıştır.
Bu makalemizde, sahabe efendilerimizin dilinden O’nun (s.a.v.) eşsiz güzelliğini, vahyin maddi ağırlığını taşıyan bedenini ve asıl odaklanmamız gereken manevi şahsiyetini Risale-i Nur perspektifiyle ele alacağız.





















