Namaz Kılıyorum Ama Günah İşliyorum, Ne Yapmalıyım?
Günümüzde sıkça karşılaştığımız bir yaklaşım var: “Adam hem namaz kılıyor hem de günah işliyor. O zaman hiç kılmasın daha iyi!” Bu bakış açısı, hem bireyi hem de toplumu olumsuz etkileyen yanlış bir yargıdır. Bu yazıda, Kur’an ve Sünnet ışığında bu meselenin doğrusunu ele alacağız.
Namaz Kılan, Ama Günahları da Olan Birine Ne Söylenmeli?
İslam kişiden samimi kulluk ister. Her insanın nefsiyle bir mücadelesi vardır ve bu mücadelede en büyük desteklerden biri namazdır. Namaz, sadece ibadet değil, aynı zamanda ruhun terbiyesidir. Günahkâr bir insanın namaza devam etmesi, onun hâlâ kalbinde bir nurun bulunduğunu gösterir.
Eksik Namaz Kılmak Günah mı? Hiç Kılmamaktan Daha mı İyi?
Bir kişi, içki içiyor, kumar oynuyor veya başka bir büyük günaha bulaşıyor olabilir. Bu durum, onun namazı terk etmesini gerektirmez. Bilakis, böyle biri namaza daha çok sarılmalıdır. Çünkü namaz, günahlardan arınma ve tövbeye yönelme vesilesidir.
“Kuşkusuz ki namaz hayasızlıklardan ve kötülüklerden alıkoyar.” (Ankebut Suresi, 45)
Bu ayet gösteriyor ki, namaz kötü davranışlara karşı bir kalkandır. Bir kimse namaza devam ettikçe, o günahlardan uzaklaşma ihtimali artar. Önemli olan, o kişinin günahı günah olarak görmeye devam etmesi ve tövbe etmeye istekli olmasıdır.
Kimi zaman insanlar, işledikleri günahlar sebebiyle kendilerini değersiz hisseder ve ibadetten uzaklaşırlar. Oysa namaz, tam da bu hissin ilacıdır. İnsan ne kadar hatalı olursa olsun, her secdeyle yeniden başlayabilir. Rabbimiz’in rahmeti, tövbe eden kulunu kuşatacak kadar büyüktür.
İçindekiler
Tek Vakit Bile Namaz Kılmak Faydalı mı? Yoksa Boşa mı Gidiyor?
Şeytanın en tehlikeli vesveselerinden biri de budur: “Nasıl olsa tam anlamıyla dindar olamıyorsun, o zaman hiç olma.” Hâlbuki İslam’ın kaidesi bellidir:
“Bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa, tamamı terk edilmez.”
Bir kişi beş vakit namazı kılamıyorsa bile, elinden geldiğince kılabildiklerine devam etmelidir. Çünkü her bir vakit, Allah’a (c.c.) yaklaşmak ve manen arınmak için bir fırsattır; namazı tümden terk etmek ise çok daha büyük bir zarardır.
Unutmayalım ki, Allah (c.c.) kullarından mükemmellik değil; gayret ve ihlas bekler. Bir tek vakit bile kılınan namaz, kul ile Rabbi arasında kurulan bir bağdır; hiç kılmamaktan çok daha kıymetlidir. Azımsanacak bir ibadet yoktur.
Namaz Allah’a Borç mu? Kılmamak Ne Anlama Gelir?
Namaz, Allah’a (c.c.) karşı bir borçtur. Her vakti kılmakla bu borç ödenir. Hiç kılmamak, tüm borcu biriktirmek demektir. Az da olsa kılmak, o borcu azaltmak anlamına gelir. İnsan, gücü yettiği kadarını yerine getirmeye gayret etmeli ve eksik kaldığı noktalar için Rabbine yönelerek merhametini dilemelidir. Bu niyet ve çaba, kulluk şuurunun bir göstergesidir.
Tıpkı bir borcu olan insanın, tamamını ödeyemese bile azar azar ödeme gayretinde olması gibi… Kul da Allah’a karşı bu sorumluluğunu küçümsememeli ve elinden geleni yapmalıdır. Bu çaba, insanın kalbini diriltir.
Peygamberimiz (s.a.v.) Günah İşleyenlere Nasıl Davranırdı?
Efendimiz (s.a.v.)’in hayatı, günahkârlara merhamet ve sabırla yaklaşmanın en güzel örnekleriyle doludur. Ashâb-ı Kirâm arasında, geçmişlerinde içki içmiş, hırsızlık yapmış, zina gibi büyük günahlara bulaşmış kimseler vardı. Ancak bu zatların birçoğu aynı zamanda namaza devam ediyordu. Ashâb-ı Güzîn’den bazıları bu durumu Efendimiz (s.a.v.)’e arz ettiğinde, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Eğer gerçekten namaz kılıyorsa, zamanla o kötü huylarını terk edecektir. Bırakın, namaz onu ıslah edecektir.”
(İbn Hanbel, Müsned; Tirmizî, Salât 188; İbn Mâce, İkâme 78)
Bu yaklaşım, İslam’ın insanı bir bütün olarak gördüğünü ve onun zamanla dönüşebileceğine olan inancını yansıtır. Peygamberimiz (s.a.v.), asla umudu söndürmemiştir.
Namaz Kılmak Kötü Alışkanlıkları Bitirir mi?
Namaz, sadece fiziki hareketlerden ibaret değildir. Kalpten gelen bir yöneliş, bir teslimiyettir. Hakiki manada kılınan bir namaz, insanın ruhunda sessiz fakat derin bir inşa başlatır. Bu inşa, zamanla kötü alışkanlıkların terkine, kalpte yer etmiş olumsuzlukların sökülüp atılmasına zemin hazırlar.
“Çünkü nur ile zulmet bir arada bulunamaz; biri gelince diğeri mutlaka gider.”
İnsan namazla aydınlanır. Her secde, karanlığın üzerine vurulan bir ışık gibidir. Bu nedenle sabırla ve samimiyetle sürdürülen bir namaz, zamanla diğer yanlışları da silip süpürür. Gerçekten ihlasla eda edilen namaz, kişinin içindeki fıtrî hayrı harekete geçirir, günaha karşı bir kalkan vazifesi görür. Niyetle ve devamlılıkla kılınan bir namaz, insanın diğer eksikliklerini de zamanla onarır. Çünkü namazın ruhu, insanı Rabbine bağlar ve nefsinin esaretinden kurtarır. Namaza devam eden bir kimsenin, bir gün mutlaka namazın onu dönüştürdüğüne şahit olacağına dair ümidi elden bırakmamak gerekir.
Günah İşleyen Birine Namazı Terk Ettirmek Doğru mu?
İslam, insanların hatalarını yüzlerine vurarak onları utandırmak değil; onları merhametle doğruya yönlendirme dinidir. Günah işleyen bir kişiye “sen namaz kılma!” demek, onu dinden uzaklaştırmak demektir. Tam aksine, “ne olursa olsun, namazdan vazgeçme” diyerek onu tutmalı, güçlendirmeliyiz.
Her kul, Rabbine giden yolda kendi yükünü taşır. Bizim vazifemiz o yolda olanlara taş atmak değil, omuz vermektir. Belki bir vakit namaz, birinin hayatını kökten değiştirecek kıvılcımı yakar. Kınamak yerine dua etmek, uzaklaştırmak yerine yaklaştırmak Müslümanca olandır.
Namazla Değişen Hayatlar
Nice insanlar, hayatlarının farklı evrelerinde çeşitli günah ve alışkanlıklarla mücadele etmiş, fakat namaz sayesinde yeniden yön bulmuşlardır. Samimi bir şekilde eda edilen namaz, insanı hem ruhen hem ahlaken inşa eder; davranışlarını güzelleştirir, kalbini yumuşatır, vicdanını canlandırır.
Namaz, insanın iç dünyasında bir devrim başlatır. Zira o, yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda kalbi dirilten bir duadır. Bazen psikolojik desteklerin ulaşamadığı derinliklere ulaşır; nasihatin yetmediği noktada tesir eder. Çünkü namaz doğrudan insanın kalbine ve ruhunun özüne hitap eder. Onunla gelen huzur geçici değil, kalıcıdır; çünkü bu huzur, insanın fıtratıyla barışmasının neticesidir.
Namaz, Senden Vazgeçmez! Sen de Ondan Vazgeçme
Namaz kılıyorum ama günah işliyorum diye namazı bırakma. Tam aksine, namaz sayesinde o günahlardan kurtul. Allah (c.c.), kulunun samimi gayretini asla karşılıksız bırakmaz. Unutma, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ümmeti olmak, hem merhamet hem mücadele gerektirir. Mücadeleyi bırakma, namazı bırakma!
Belki bugün eksiksin, belki yarım kalıyorsun. Ama vazgeçmediğin sürece yolun açık demektir. Namaz, senden vazgeçmez; sen de ondan vazgeçme. Çünkü her vakit, yeniden başlamak için bir fırsattır. Ve Allah (c.c.), tövbe eden kulunu sever. İşte bu sevgiye layık olmanın yolu, sebatla ve ümitle namaza sarılmaktır.