Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’ e (s.a.v) Cebrail (a.s) tarafından getirilen en büyük dua Cevşen-ül Kebir’in okunuşu, anlamı ve sırları. Cevşen duasını dinleyebilir, faziletlerini öğrenebilir ve merak ettiklerinize dair tüm detayları yazımızda bulabilirsiniz.
Cevşen, Allah’ın isim ve sıfatlarıyla yapılan çok kıymetli bir dua ve münâcâttır. İslam dünyasında asırlardır okunan bu mübarek dua, kalbi huzura kavuşturan, insanı Allah’a yönelten ve manevi olarak güç veren metinlerden biri olarak kabul edilir. Fazileti, anlamı ve önemi sebebiyle birçok Müslüman tarafından günlük hayatta da okunmaktadır. Bu yazıda Cevşen’in okunuşu, anlamı, fazileti, duası ve hakkında merak edilen pek çok detayı bulabilirsiniz.
Cevşen, kelime anlamı olarak “zırh” demektir. İslam tarihinin en zorlu mücadelelerinden biri olan Uhud Savaşı sırasında, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) üzerindeki ağır zırhla mücadele ederken Cebrail Aleyhisselam gelerek kendisine eşsiz bir münacat getirmiştir: “Zırhı çıkar, bunu oku“.
Ehli Beyt kanalıyla, Hz. Ali ve Hz. Fatıma‘nın torunu İmam Zeynülabidin vasıtasıyla günümüze kadar ulaşan bu yüksek münacat, aslında Allah Azze ve Celle‘nin isimlerinin (Esma-ül Hüsna) bize talim edilmesidir.
Cevşen duası, sıradan bir yakarış değildir; içinde Allah Azze ve Celle’nin tam 1001 ismini barındırır. Ulema, bu muazzam duanın manasının insanda uyanabilmesi için hem taşınmasını hem de okunmasını tavsiye etmiştir.
Günümüzde maddi havanın kirlendiği gibi manevi havamız da günahlar ve gafletle kirlenmektedir. Cevşen duası, taşıdığı kutsiyetle adeta bozulan manevi havayı temizleyen güçlü bir manevi dezenfektan görevi görür. İnsanı sürekli “huzuru ilahiye” taşıyarak, Allah’ın kendisini devamlı gördüğü şuurunu (ihsan sırrını) kazandırır.
Cevşen duasının Anadolu coğrafyasına yayılması ve tanınması özellikle İslam alimlerinin gayretleriyle olmuştur. İlk olarak Nakşi şeyhi Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi Hazretlerinin “Mecmuatül Ahzab” isimli eserinde yer alan bu dua, Bediüzzaman Said Nursi hazretleri vasıtasıyla geniş kitlelere ulaşmıştır.
Üstat hazretleri, çoğu defa maruz kaldığı maddi ve manevi zehirlenmelerden, ölüm tehlikelerinden Cevşen’in kutsiyeti sayesinde kurtulduğunu belirtmiştir. Risale-i Nur’da da belirtildiği üzere, Cevşen’in içerdiği “Marifet-i Rabbaniye” (Allah’ı tanıma ilmi) o kadar yüksektir ki, duada dahi onun bir misli yoktur.
Allah’ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (manasını anlayıp sayarsa) cennete girer.
(Buhârî, Şurut 18; Müslim, Zikir 5)
Pek çoğumuz dua ederken bir market alışverişi yapar gibi “Allah’ım şunu ver, bunu ver, sağlığımı ver, ev ver” şeklinde dua etmeye alışmışızdır. Ancak Cevşen bize çok daha yüksek bir dua makamını öğretir: İstediklerimizi veren isimleri zikretmek.
Kur’an-ı Kerim’de Araf Suresi 180. ayette “En güzel isimler Allah’ındır. Bu güzel isimlerle O’na dua edin” buyrulur. Bir sultandan bir kese altın isterseniz size bir kese altın verir. Ancak onun huzuruna çıkıp “Sen bu yeryüzündeki en cömert, en bağışlayan insansın” derseniz, sultan neyi varsa önüne döker. İşte Cevşen duasında defalarca tekrar ettiğimiz “Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin… Bizi cehennem ateşinden kurtar” (Sübhaneke ya la ilahe illa ente…) yakarışı, Allah’ın sıfatlarına sığınarak cehennemden azat olmayı dilemenin en yüce halidir.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük fark, sadece yeme-içme gibi maddi zevkler alması değil, manevi latifeleriyle ilahi isimlerin tecellisinden lezzet alabilmesidir.
Güzel bir odayı temizlediğinizde aldığınız huzur, Allah’ın “Kuddüs” isminin içinizdeki tecellisidir.
Birine ikram edip mutlu olduğunuzda hissettiğiniz duygu, Allah’ın “Cömert/Cevvad” ismine bakan latifenizin çalışmasıdır.
Allah’ı isimleriyle tanıdıkça (Marifetullah), O’nun şefkatini ve sevgisini üzerinizde daha net görürsünüz. Bu tanıma hali de beraberinde Allah’ı derin bir sevgiyle sevmeyi (Muhabbetullah) getirir. Allah’ı sevmenin en belirgin yolu ise, O’nun en sevdiği kulu olan Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) benzemek, onun ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Cevşen-ül Kebir, basit bir zırh veya sadece okunup geçilecek bir metin değil; kainatın yaratılış gayesi olan “Allah’ı tanıma ve sevme” yolculuğunda elimizdeki en güçlü rehberlerden biridir. Siz de bu eşsiz duayı günlük hayatınıza katarak, isimlerin gücüyle manevi dünyanızı aydınlatabilir ve gerçek kulluk lezzetine erişebilirsiniz.
Cevşen-i Kebir’in orijinal metni Arapça’dır ve Arapça haliyle okunması tavsiye edilmiştir.
Bu sayfada Cevşen’i kolayca okuyabilir, meali ile anlamı üzerinde tefekkür edebilirsiniz.
سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنANA مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ لآَ اِلٰهَ اِلآَّ اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân hallisnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden kurtar!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-emânü'l-emân ecirnâ mine'n-nâr.
(Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Eman diliyoruz, bize eman ver! Bizi cehennem ateşinden koru!)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân ecirnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından koru.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân neccinâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)سُبْحَانَكَ يَا لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emân hallisnâ mine’n-nâr.
(Seni bütün kusur ve noksanlardan tenzih ederiz, ey kendisinden başka ilah olmayan! Eman ver bize, eman! Bizi ateşin azabından kurtar.)Cevşen duasının nüzul (iniş) sebebiyle ilgili en bilinen rivayet, Ehli Beyt kanalıyla günümüze ulaşmıştır. Hz. Ali (R.A.) ve Hz. Hüseyin (R.A.) üzerinden İmam Zeynülabidin’e aktarılan rivayete göre hadise şu şekilde gerçekleşmiştir:
Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Uhud Savaşı’nda üzerinde son derece ağır bir zırh varken, sıcak ve savaşın şiddetiyle bunaldığı bir anda Cebrail (A.S.) gelmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Ya Resulallah! Rabbin sana selam ediyor ve üzerindeki şu zırhı çıkarıp bu duayı okumanı istiyor. Bu dua, hem sana hem de ümmetine zırhtan daha büyük bir emandır (koruyucudur).” Bu tarihi aktarım, büyük İslam alimi Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi Hazretlerinin ünlü eseri Mecmuatü’l-Ahzab kitabında yer almış ve oradan da Bediüzzaman Said Nursi hazretleri gibi büyük alimlerin vesilesiyle Anadolu coğrafyasına genişçe yayılmıştır.
Hayır, Cevşen Kur’an-ı Kerim’de bir sure veya ayet olarak geçmez. Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) Cebrail (A.S.) vasıtasıyla ilham edilen, Ehli Beyt yoluyla günümüze kadar ulaşmış çok kıymetli ve feyizli bir münacattır (yakarıştır). İçeriği tamamen Kur’an’ın ruhuna ve Allah’ın isimlerine (Esma-ül Hüsna) dayanır.
İslam alimleri Cevşen’i hem okumayı hem de üzerinde taşımayı tavsiye etmişlerdir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken ince bir sır vardır: Bizi koruyan kağıt parçası veya muska değil, o duada geçen Allah’ın yüce isimleridir. Üzerimizde taşımak sürekli bir dua hükmüne geçer, ancak asıl olan o isimlerin manasını bilmek ve Allah’a tam bir teslimiyetle sığınmaktır.
Cevşen bir dua metni ve zikir mecmuası olduğu için abdestsiz olarak ezberden veya yüzünden okunmasında dinen bir sakınca yoktur (abdestli olmak her zaman daha faziletlidir). Üzerinizde taşıyacağınız zaman ise, içinde Allah’ın isimleri ve ayetler bulunabileceği için yedi kat naylon veya deri kılıf içinde muhafaza edilerek bedene doğrudan temasının kesilmesi edebe daha uygundur.
Evet, okuyabilirler. Dini kaynaklara göre kadınlar özel günlerinde Kur’an-ı Kerim ayetlerini okuyamazlar ancak dua, zikir ve salavat okuyabilirler. Cevşen de bir dua ve Esma-ül Hüsna mecmuası olduğu için dua niyetiyle okunmasında veya dinlenmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Cevşen-ül Kebir, 100 bölümden (bab) oluşur. Bu bölümlerin her birinde Allah’ın 10 ismi (veya sıfatı) zikredilir. Her bölümün sonunda ise “Sübhaneke ya la ilahe illa ente el-eman el-eman hallisna / neccina minen-nar” (Sen bütün eksikliklerden münezzehsin, Senden başka ilah yoktur. Bize eman ver, bizi cehennem ateşinden kurtar) niyazı tekrar edilir. Dua boyunca toplamda Allah’ın 1001 ismi ile yakarışta bulunulur.
Cevşen-ül Kebir Allah’ın 1001 ismini barındırır. Allah’ın esmaları ise sonsuzdur.