Anne ve Babaya Hürmetin Önemi

Anne ve Babaya Hürmetin Önemi

Anne ve Babaya Saygı ve Manevi Sorumlulukların Hayattaki Rolü

İnsan hayatı, yalnızca maddi ihtiyaçlarla değil, aynı zamanda ruhsal ve manevi sorumluluklarla da şekillenir. Bu sorumlulukların en önemlilerinden biri, anne ve babaya hürmet göstermektir. Kur’an ve hadisler, anne-babanın haklarını gözetmenin hem dünya hem ahiret hayatındaki önemini vurgular. Anne ve babaya gösterilen saygı, sadece onlara değil, aynı zamanda Allah’a (c.c.) olan bağlılığımızın bir ifadesidir. Günümüzde ise modern yaşamın getirdiği zorluklar, bu sorumluluğun ihmal edilmesine yol açabilmektedir. 

Anne ve Babaya Hürmetin Önemi

Anne ve Baba Hakkı ile İnsan Hayatının Hukukları

İnsan hayatı, beş önemli hukukun örülmesiyle şekillenir: Allah’ın (c.c.) hakkı, Peygamberin(s.a.v) hakkı, hidayete vesile olan asrın imamının hakkı, anne hakkı ve baba hakkı. 

Çocuğun korunabilmesi ve doğru bir şekilde yetişebilmesi için Allah (c.c.), anne ve babaya gerekli sorumlulukları dünyada yüklemiştir. Bu program, Allah’ın (c.c.) insan hayatını korumak için yüklediği ilahi bir düzen olarak anlaşılır. Kur’an’da “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” (İsra Suresi 23. Ayet) buyrulması, anne ve babanın hakkının önemini ortaya koyar. Aslında, Allah (c.c.) bizleri anne babaya yüklediği program ile korumuş, anne babayı da Kuran-ı Kerim’deki ayet ile korumuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ben namazı uzatmak niyetiyle namaza başlarım, ancak o esnâda bir çocuk ağlaması işitirim, onun ağlamasından annesinin hissedeceği üzüntünün şiddetini bildiğim için hemen namazı kısaltır, hafifletirim.” (Buhârî, Ezân, 65).  Bu hadis ile Efendimiz’in (s.a.v.) anne hakkına ne kadar önem verdiği görülmektedir. Babalar da, sözleri ve niyetleriyle çocukları üzerinde büyük etki sahibidir. Baba bedduası, içten geldiği takdirde ciddi sonuçlar doğurabilir. 

Fakat burada karıştırmamamız gereken bir konu var. Örneğin bir anne  çocuğunun namaz kılmasını istemiyorsa burada “anne hakkı” denilip namaz terkedilmez. Çünkü sıralamanın ilk başında Allah’ın (c.c.) hakkı bulunmaktadır. Yani Allah’ın (c.c.) hakkı hepsinden önce gelmektedir.

Anne ve baba Rabbimiz’in (c.c.)  çok kıymetli bir emaneti olduğundan, anne ve babaya hürmet yalnızca onlara olan saygı değil, aynı zamanda emanetin sahibine yani Allah’a (c.c.) hürmettir. İnsan, anne ve babasına hürmet göstererek, Allah’a (c.c.) bağlılığını ve imanını da korur. Fakat anne ve baba, dinimizde bu kadar kıymetli olmasına rağmen günümüzde anne ve babalar ne yazık ki huzurevine gönderilmektedir.

İçindekiler

Anne ve Babaya Hürmetin Eksikliği: Modern Dünyada Manevi Kaybın İzleri

İnsan, büyüdüğünde anne ve babası yaşlandığında onlara sahip çıkmak yerine, “senin annen, senin baban” diyerek sorumluluktan kaçmaya başlayabiliyor. Neticede de çareyi onları modern çağın acı bir gerçeği hâline gelmiş durumda olan huzurevlerine göndermekte buluyor. Bugün birçok yaşlı, huzurevlerinde evlat ve torun hasretiyle yaşamaktadır. İslam kültüründe aslında yeri olmayan zorunluluktan ortaya çıkmış bu kurumlar toplumun manevi değerlerden uzaklaşmasının acı bir göstergesidir.

Hastalık ve Evlat İmtihanı

Anne ve baba hastalandığında onların kalbini hoş tutmak büyük bir sadaka hükmündedir. Üstad Bediüzzaman Said Nursî bu noktada şöyle der:

“Hastaların kalbini hoşnud etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer. Bahtiyardır o evlat ki, peder ve validesinin hastalık zamanında, onların seriütteessür olan kalblerini memnun edip hayır dualarını alır. 

“Evet, hayat-ı içtimiayede en muhterem bir hakikat olan peder ve validesinin şefkatlerine mukabil, hastalıkları zamanında kemâl-i hürmet ve şefkat-i ferzendâne ile mukabele eden o iyi evlâdın vaziyetini ve insaniyetin ulviyetini gösteren  o vefâdâr levhaya karşı, hattâ melâikeler dahi ‘Maşaallah, bârekâllah’ deyip alkışlıyorlar.” 
(Risale-i Nur, Lem’alar, Yirmi Beşinci Lem’a)

Bu hakikati yaşatan evlat, sadece anne babasının değil, meleklerin dahi duasına mazhar olur.

Anne ve Babaya Hürmetin Önemi: Evdeki Bereketi ve Musibetlerden Korunmayı Anlamak

Anne ve baba, evladın yükü değil; aksine onun bereket kaynağıdır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) haber verdiği bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Beli bükülmüş yaşlılar, takva sahibi gençler, süt emen çocuklar, yayılan hayvanlar olmasaydı belalar sel gibi üstünüze dökülecekti.” (Ebu Yala el-Mevsıli, Musned, 11/511) 

Bu hadis bize gösteriyor ki, yaşlılarımız varlıklarıyla, dualarıyla, bizden razı olmalarıyla musibetlerin önünde bir siper, evimizin ve toplumun bereketidirler. Onların yokluğunu, kötülüğünü istemek; hayatını bize feda edenlere karşı büyük bir vefasızlık, zulüm derecesinde bir nankörlüktür. Evdeki varlıkları nedeniyle onlara yapılan masrafları yük olarak görmek yanlıştır. Aksine, yaşlılarımız evde olduğu sürece evimizde bereket vardır ve huzur daim olur.

Ayrıca unutmamamız gerekir ki, insan anne babasına hürmet etmezse, gelecekte kendi evladı da  ona hürmet etmeyebilir. Bu ilahi adalet, hem dünyada hem ahirette kendini gösterir.

Anne ve Babaya Gösterilen Saygının Manevi Önemleri

Anne ve babaya hürmet, sadece bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ailenin ve evin manevi düzenini koruyan bir değerdir. Onlara gösterilen saygı ve ilgi, evin bereketini artırır, musibetlerden korur ve insanın ruhsal olgunluğunu besler. Hastalık zamanında onlara destek olmak, kalplerini hoşnut etmek, hem insanî hem de manevi değerler açısından bir kazanç sağlar. Yaşlı anne ve babanın varlığı, evde huzurun, duaların ve bereketin kaynağıdır. Onların yokluğunu hissetmek, manevi boşluğu ortaya çıkarır. İnsan, anne ve babasına hürmet göstererek hem kendi hayatını hem de gelecek nesillerin ahlaki ve manevi sorumluluk bilincini güçlendirir.

Avret, bir kimsenin açmaması ya da başkalarına göstermesi haram olan bölgelerdir. Erkeklerin tesettüründe ilk kural, avretin korunmasıdır. Erkeklerde avret, göbek deliğinden diz kapağına kadar olan alanı kapsar ve erkeklerin, erkek erkeğe de dahil olmak üzere, bu bölgesinin görünmesi haramdır. Günümüzde diz kapağının üzerinde şortlar giyilmesi, bu noktada harama girilmesine sebep olabilmektedir.

Avret sadece ön bölgeyle sınırlı değildir; arka bölge de avret kapsamına girer. Özellikle namaz kılarken, bu bölgelerin açılması problemlere yol açabilir. Bu nedenle avretin ön ve arka bölgeleri için bütüncül bir yaklaşım benimsemek, tesettürün doğru ve sağlıklı bir şekilde uygulanmasını sağlar.

Şifa Duası 7 Kere Oku Hastalıktan Kurtul - Hastalar 17. Deva - Kulunç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir