- Zübeyr b. Avvam (r.a.) Kimdir?
- Zübeyr b. Avvam (r.a.) Nasıl İman Etmiştir?
- İslam İçin Mücadele Edenlerin Karşısına En Evvel Sevdikleri Çıkar
- Hendek Savaşında Hendek Kazma Fikrini Kim Vermiştir?
- Hicretin ilk bebeği – Abdullah ibni Zübeyr (r.a.)
- İslam Tarihinde Küffara Karşı İlk Kılıç Çeken Sahabe Kimdir?
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) Kimdir? Hayatı, Hadisleri, Kedicik Babası Lakabının Hikayesi ve Sinek Hadisi
Ebu Hureyre (r.a.), İslam tarihinin en renkli, en samimi ve hayatını Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) sözlerini kaydetmeye adamış en büyük sahabelerinden biridir. Ayrıca en çok hadis rivayet eden (Müksirun) sahabedir. Çoğumuz onu “Kedicik Babası” olarak tanırız.
Yemen’in dağlarından kopup gelen bu genç, nasıl oldu da binlerce hadisi aklında tutarak İslam’ın hafızası haline geldi? İşte Ebu Hureyre’nin (r.a.) yokluk, sabır ve sevgi dolu hayat hikayesi.
Ebu Hureyre’nin (r.a.) "Kedicik Babası" Lakabı Nereden Geliyor?
Hz. Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber Efendimiz’in sahabelerinden olup 5300’den fazla hadis rivayet eden ve İslam tarihinde en çok hadis nakleden sahabe olarak bilinir. Asıl adı İslam’dan önce Güneşin kulu anlamına gelen Abdüşşems’di. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona Rahman’ın kulu anlamına gelen Abdurrahman ismini vermiştir. Ancak tüm dünya onu Ebu Hureyre künyesiyle tanır. Bu ismin arkasında, yüzleri gülümseten, sıcacık bir hikaye vardır.
O, sokakta gördüğü sahipsiz kedi yavrularına dayanamaz, onları elbisesinin içinde saklar, besler ve onlarla oynardı. Bir gün yine kucağında bir kediyle Mescid’e geldiğinde, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onu görür ve gülümseyerek:
“Ey Ebu Hureyre (Ey Kedicik Babası)!”
diye seslenir. O günden sonra bu lakap, onun için bir şeref madalyası olur. Hatta kendisine “Ebu Hir” (Erkek kedi babası) dendiğinde, “Hayır, Efendimiz bana Ebu Hureyre dedi, onu kullanın” diyerek bu hatıraya ne kadar değer verdiğini gösterirdi. Bu durum, İslam’ın ve müslümanların hayvan sevgisine verdiği önemin en tatlı ispatıdır.
Suffe Ashabı ve İlim Uğruna Çekilen Açlık
Ebu Hureyre (r.a.), Medine’ye geldiğinde ne bir evi ne de tarlası vardı. O, Mescid-i Nebevî’nin arka tarafında, kimsesizlerin kaldığı Suffe denilen yerde kalıyordu. Burası, İslam’ın ilk yatılı okulu gibiydi.
Diğer sahabeler gündüzleri ticaretle veya hurma bahçeleriyle uğraşırken, Ebu Hureyre (r.a.) karnına taş bağlayacak kadar aç kalmasına rağmen Peygamberimizin (s.a.s.) yanından bir an olsun ayrılmazdı. Neden mi?
“Ya Resulullah bir şey söyler de ben duymazsam?” korkusuyla yaşardı.
Bazen açlıktan bayılıp yere düşer, insanlar onu hasta sanırdı ama o “Hayır, sadece açım!” diyerek ilim aşkının her şeyden üstün olduğunu gösterirdi.
En Çok Hadis Rivayet Eden Sahabe Ebu Hureyre (r.a.)
Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile yaklaşık 4 yıl gibi kısa bir süre beraber kalabildi. Sadece 4 yıl kalan bir sahabe, İslam’ın en çok hadis rivayet eden ismi (Müksirun) oldu. Ebu Hureyre (r.a.), kendini tamamen ilme adadığı bilinmektedir. Ancak kısa sürede bu kadar çok hadis rivayet etmesi, tarih boyunca bazı zihinlerde soru işaretleri oluşturmuştur.
Ancak, Hadis rivayeti, “Peygamber ile çok yaşamakla” değil, “Peygamberden sonra çok yaşamakla” ilgilidir. Bu sebeple diğer fazla hadis rivayet eden Hz. Aişe (r.a.) veya Enes bin Malik (r.a.) gibi ravilere baktığımız gördüğümüz ortak nokta Peygamber Efendimizin (s.a.v.) vefatından sonraki uzun yaşamlarıdır.
Hz. Ebubekir (r.a.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) vefatından sonra sadece 2.5 yıl yaşadı. O dönemde zaten herkes hadisleri biliyordu, nakle ihtiyaç azdı. Ancak Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) vefatından sonra yaklaşık 47-48 yıl daha yaşadı. İslam coğrafyası genişledi, yeni nesiller geldi ve hadislere olan ihtiyaç arttı. İşte Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanındayken kendini ilme adadığı gibi kalan ömrünü de o boşluğu doldurmaya adadı.
Meşhur “Sinek hadisi”
“Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur.” (Ebû Dâvud, Et’ime 49; Buhârî, Tıbb 58, Bed’ü’l-Halk 14; İbnu Mâce, Tıb 31; Nesâî, Fera’ 11)
Ebu Hureyre (r.a.), rivayet ettiği “Sinek hadisi” bugün modern bilim ile daha iyi anlaşılmaktadır. Yapılan araştırmalar, sineğin vücudunda bulunan bazı enzimlerin ve bakteriyofajların, taşıdığı mikropları yok edici yani antibakteriyel özelliğe sahip olduğunu göstermektedir.
Sırlı Peygamber Duası ve Güçlü Hafıza
Ebu Hureyre’nin (r.a.) en büyük özelliği, duyduğu hiçbir şeyi unutmamasıydı. Bu durum sadece zeki olmasıyla açıklanamaz; bu apaçık şekilde Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bir mucizesiydi.
Ebu Hureyre’nin (r.a.), bir gün Efendimize (s.a.v.) gelerek şöyle dert yandı:
“Ya Resulullah! Senden çok şey duyuyorum ama korkarım ki unutacağım.”
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona hırkasını yere sermesini söyledi. Mübarek elleriyle havadan bir şeyler alıp hırkanın içine atıyormuş gibi yaptı ve “Şimdi hırkanı topla ve göğsüne bastır” buyurdu. Ebu Hureyre (r.a.) denileni yaptı ve şöyle dedi:
“O günden sonra duyduğum hiçbir hadisi unutmadım.”
İşte bugün ibadetlerimizde ve hayatımızda uyguladığımız binlerce sünnet, bu mucizevi hafıza sayesinde bize ulaştı.
Medine Valisi Mervan bin Hakem, onun hafızasını sınamak için onu çağırdı ve yüzlerce soru sordu. Perde arkasına gizlediği katiplere cevapları yazdırdı. Bir yıl sonra aynı soruları tekrar sorduğunda, Ebu Hureyre’nin (r.a.) cevaplarında bir harf bile eksiklik veya fazlalık yoktu.
Annesine Sevgisi ve Hidayet Duası
Ebu Hureyre’nin (r.a.) kalbi şefkat doluydu. Annesi başlangıçta Müslüman olmamış, hatta Peygamberimiz hakkında kötü sözler söylemişti. Bu durum Ebu Hureyre’yi (r.a.) gözyaşlarına boğdu. Hemen koşup Efendimizin huzuruna çıktı:
“Ya Resulullah! Annem için dua et, hidayet bulsun” diye yalvardı.
Peygamberimiz (s.a.v.) dua etti. Ebu Hureyre (r.a.) eve döndüğünde kapıda su sesi duydu. Annesi kapıyı açtı ve kelime-i şehadet getirerek Müslüman olduğunu müjdeledi. Ebu Hureyre (r.a.) bu sefer sevinçten ağlayarak tekrar Efendimizin yanına koştu.
Ebu Hureyre’nin (r.a.) Bize Bıraktığı Miras
Ebu Hureyre (r.a.), 5300’den fazla hadis rivayet ederek İslam’ın “hafıza kutusu” oldu. O olmasaydı, bugün Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ev halini, şakalarını, dualarını ve ahlakını bu kadar detaylı bilemeyebilirdik.
Onun gittiği yol, tercihleri ve öncelikleri belliydi.
Peygamber Mirası
Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mirasını en güzel şekilde bizlere aktardı. Ebu Hureyre (r.a.), bir gün Medine pazarında insanlara seslendi: “Siz burada dünya malı peşinde koşarken, Mescid’de Peygamber mirası dağıtılıyor!” İnsanlar heyecanla mescide koştular ama ortada mal mülk göremediler. Geri dönüp “Hani miras?” dediklerinde, Ebu Hureyre o tarihi cevabı verdi: “Peygamberler altın gümüş miras bırakmaz, onlar ilim miras bırakır. İşte o halkalarda Allah’ın dini konuşuluyor.”
O, dünya malına tamah etmedi ve sade bir hayat yaşadı. Bize öğrettiği en büyük ders şudur: Gerçek zenginlik malda değil, ilimde ve gönüldedir.
Allah ondan razı olsun!
Gözyaşlarınızı Tutamayacağınız Bir Sahabe Hayatı - Hz. Ebu Hureyre (ra) - Hadis Nedir?
SIKÇA SORULAN SORULAR
İslam’dan önceki ismi “Güneşin kulu” anlamına gelen Abdüşşems’di; ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona “Rahman’ın kulu” anlamına gelen Abdurrahman ismini vermiştir.
İslam’ın hafıza kutusu olarak bilinen Ebu Hureyre (r.a.), 5300’den fazla hadis rivayet ederek en çok hadis nakleden sahabe (Müksirun) olmuştur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hırkasını yere serip dua etmiş, Ebu Hureyre’den hırkayı toplayıp göğsüne bastırmasını istemiştir. Ebu Hureyre (r.a.), bu manevi olaydan sonra duyduğu hiçbir şeyi unutmadığını belirtmiştir.
Medine’ye geldiğinde evi veya tarlası yoktu; Suffe’de kalır, bazen açlıktan bayılacak duruma gelse bile ilim öğrenmek için Peygamberimizin (s.a.v.) yanından ayrılmazdı.
“Kedicik Babası” anlamına gelmektedir . Sokakta gördüğü kedi yavrularını elbisesinin içinde besleyip onlarla ilgilendiği için bu lakabı kendisine bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vermiştir.
Mescid-i Nebevî’deki Suffe’de kalarak tüm vaktini Peygamberimizle (s.a.v.) geçirmiş, O’nun vefatından sonra yaklaşık 47-48 yıl daha yaşamış ve Peygamberimizin hafıza duasına mazhar olmuştur.
Evet, “Sinek hadisi”ni Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etmiştir. Bu hadis Kütüb-i Sitte’de yer almaktadır.
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) 678 yılında Medine’de vefat etmiştir.




